IconaCodex
Diplomacy Social

Rubicon Geçildi

MÖ 49 — -49 Antique Age

MÖ 509 senesinde Roma’nın son kralı tahttan indirildikten sonra Roma’nın yasal ve politik yapısı iki sınıf üzerine kuruldu.

PATRICIANS: Asil ve aristokrat sınıf (YÖNETİCİLER)

PLEBLER: Yoksul sınıf. (Seçme ve veto hakkı var seçilme hakkı yok.)

MÖ 146’ya gelindiğinde CELT, Etrüsk, Kartaca, Makedonlar ve Samnite(Oscan dili konuşan, Cumae(greek) ve Capua(Etrüsk)lerin bir araya getirdiği ardından Campani adıyla tanınan dağlılar) kesin üstünlük kurulmuş ve sınırlar çok büyümüştü. Roma artık çok uluslu bir İMPARATORLUKTU.

Roma ordusunun belkemiği olan çiftçi askerler (Ün ve para için kendi imkanları ile sefere katılıyorlardı.) sınırların genişlemesinin bir sonucu olarak, artık savaşlardan yıllar sonra döndüklerinde çiftliklerinin talan edilmiş olduğunu ya da aristokratlar (optimates) tarafından, daha verimli kullanılması için paylaştırıldığını görmeye başladılar. Neticede ROMA ordusu zayıflamaya başladı.(Kendi zaferlerinin kurbanı oldular.)

Tiberius ve oğlu Gaios sırasıyla reform yapmak isteseler de optimates tarafından suikaste kurban gittiler. Çünkü yapılacak olan reformlar optimateslerin çıkarları ile örtüşmüyordu, bu da optimates ile pleblerin arasını iyice açtı.

Sonra gelen MARIUS (MÖ 107) kendi zırh ve silahını karşılayamayan çok yoksul kişileri de orduya almaya başladı. Marius bu reform ile bir çok başarı elde etti.  Ne var ki ordu artık sadece Roma’lılardan oluşmuyor Etrüsk, Samnite, Grek vb. halklardan da insanlar orduda yer alabiliyorlardı. Roma ordusu artık milli bir ordu değildi.

MÖ 88 yılında senato Pontus Kralı ve Roma’nın en belalı düşmanlarından Mithriades’e karşı Sulla’yı gönderme kararı aldı. Marius ise bunun üzerine komplo kurarak doğunun tek hakimi (consülü) olmak için senatodan bir karar çıkarttırarak Sulla’yı geri çağırttı. Fakat yaptığı reformun beklenmedik bir sonucu vardı. Askere alınan capite censiler (sadece kafa sayımında dikkate alınan kişiler) ROMA ve senatoya değil, komutanlarına sadıktılar. Sulla bunun üzerine Roma’ya yürüdü ve Roma’nın kontrolünü ele alarak tekrar doğuya hareket etti, Pontus’a son darbeyi vurmadan önce Roma’nın tekrar Marius etkisi altına girdiğini öğrendi ve geri döndü, Sulla Roma’ya dönene kadar Marius ölmüştü fakat Populares (Tribünlere bağlı liderler) Sulla’nın şehre girişini engellediler ve Sulla’yı öldürdüler. Sulla’nın ölümünden sonra yetki tekrar teorik olarak senatodaydı, fakat esas güç Sulla’nın iki kumandanı POMPEY – CRASSUS ve bir populare olan CEASER arasında imzalana Triumvare ile bu üçlüye geçti. Bu anlaşmaya göre İpsanya konsülü POMPEY – Suriye konsülü CRASSUS Galya konsülü ise CEASER oldu.

Triumvare ilk seferde başarılı olsa da ikinci kez imzalandığında artık çekişmeler meydana çıkmaya başlamıştı. Galya seferleri ile iyice zenginleşen ve halk arasında iyice “POPULER” olmaya başlayan populares Ceaser hem Pompey hem de senatonun dikkatini çekmişti.  Ceaser’in senatodaki enbüyük düşmanlarından Cato Ceaser’ın konsüllüğünün düşmesi ve Roma’ya dönerek yargılanması gerektiğine dair bir karar çıkarttı. Bu kararla Ceaser’ın ordusunu bırakarak savunmasız Roma’ya getirmeye çalışıyorlardı. Ceaser ise Roma’ya sadece konsül olarak kabul edilirse döneceğini belirtti.(Dokunulmazlık için).

Cicero “ Önümüzdeki yıl barış görmüyorum”

Senatonun 370’e 22 oy ile Ceaser ve Pompey’in bölgesel yönetimlerinin düşmesini oylaması karşında ki konsül Marcellus bu kararı “Efendiniz olarak Ceaser’ı kazandınız” diyerek eleştirmiştir, Ceaser son olarak senatoyu Galya’yı kendisine bırakmaları konusunda uyardı.

Senato ise bu teklife, Ceaser’ın ordusunun dağıtılması kararı ile cevap verdi. Karar tribünlerden Marcus Antonius ve Quintas tarafından veto edilse de, iki tribünde senatoya gelmemeli konusunda tehdit edildiler ve birer köle kılığında Roma’dan kaçmak zorunda bırakıldılar.

Ceaser bunun üzerine Roma’ya doğru yürümeye başladı, beklenenden çok daha hızlı ilerliyordu ve bu Senatoda büyük tedirginlik yarattı.

Roma’nın 320 km kuzeyinde yer alan Rubicon isimli küçük nehir Roma’nın sınırı kabul ediliyordu ve bu nehrin ordu ile geçilmesi yasaktı. Lejyon birlikleri burada dağıtılırdı. Ne var ki Ceaser MÖ 12 Ocak 49 tarihinde ordusu ile beraber RUBICON’u geçti.

Senato bunun üzerine Pompey’i yardıma çağırdı. Bir efsane olan Pompey her ne kadar bu savaşı istemese de savaşa girmek zorunda kaldı.

Pompeyin ilk kararı şehri boşaltmak oldu. Ceaserın lejyonları ile Roma’da karşılaşmak istemiyordu çünkü şehir kuşatmalar için tasarlanmamıştı. Pompey şehri boşaltı ve dört bir yandan ordusunu güçlendirmeye başladı.

Ceaser atılgan, çabuk karar veren ve talihine çok güvenen bir kumandandı, Pompey ise en ince detayları hesaplayan, planlayan ve mükemmel haberleşme ve lojistik altyapısı kurabilen bir kumandandı. Pompey bu avantajını kullanarak muazzam bir ordu topladı. Ceaser Roma’ya girdiğinde Roma boştu oda Roma’da beklemenin yanlış olduğuna karar verdi ve Pompey’i takip etmeye başladı.

MÖ 48 yılında Pompey’in ordusu Ceaser’ı Dyrachiumda yendi, Ceaser Yunanistanın içlerine geriledi. MÖ 48 Ağustos ayında bu kez iki ordu Pharsalus’ta karşı karşıya geldiler. Pompey hem konum olarak savunma avantajına hem de sayıca fazla askere sahipti, Ceaser günlerce rakibini tahrik ederek saldırmaya zorladı ve en sonunda 9 Ağustos sabahı Pompey saldırdı. Ne var ki Ceaser bu savaşta Pompey’i bozguna uğrattı.

Pompey savaş sonrasında gücünü ve ordusunu tekrar toparlamak için ticaret gemileri ile önce Kıbrıs’a sonra da Mısır’a kaçtı. O sıralarda Mısır’da da iç savaş sürüyordu, 14 yaşındaki kral ile kız kardeşi Cleopatra arasında iktidar mücadelesi vardı. Bu sorunlar ile uğraşırken bir de Ceaser ve ordusunu karşısına almak istemeyen Mısır yöneticileri Pompey’in ailesi limanda beklerken, küçük bir kayıkta limana yanaşan Pompey’i kayıkta öldürttüler ve kafasını kesip Ceaser’a gönderiler.

Ceaser artık Roma Cumhuriyetinin yeni ve son dikatatörüydü.

MÖ 49 Yılında Dünyada Hâkim Devletler

Roman Republic
MÖ 509 — MÖ 27
Earth
MÖ 2147483648 — 2037

Bu Dönemde Yaşayan Yazarlar

Homer
MÖ 850 – ?
Hellen

Aynı Çağdan Diğer Olaylar