IconaCodex
Diplomacy

Medine Vesikası/ İslam Devletinin Kuruluşu

622 — 622 Medieval Age

Gayrişahsi bir kurum olarak devlet kavramı, Avrupa'da 16. yy'dan itibaren ortaya çıkmış ve sonra da Orta Doğu'ya geçmiştir. 19. yüzyılda Müslümanlar, kavrama Arapça devle adını verdiler; günümüzde bu kelime, bütün Orta Doğu'da, her iki anlamda da "devlet" kavramının karşılığı olarak kullanılan standart kelime konumundadır. Fakat modern öncesi kullanımında devle, talihin dönmesi (ve yıldızların gökteki dönüşünü) dolayısıyla da işbaşındaki idari kurumlar ya da idare şeklinden ziyade belirli bir hanedanin hakim olduğu dönemi kastederdi. 

İslamiyet öncesi araplarında modern anlamda bir devlet yoktu. Yani kurumlar vasıtasıyla düzenleyici kuralları koyan, anlaşmazlıkları çözen, vergi toplayan vb. yasama, yürütme ve yargı süreçlerini işleten bir yapı yoktu. Bunun yerine bir çok kabile vardı. Fakat kabile şefleri birer kral olarak görünmüyorlar sadece kabile içinde doğan bir anlaşmazlıklarda anlaşmazlıkların çözümü için uğraşıyorlardı. Son söz söyleyenden ziyade etrafında toplanılan bir şahıstı. Nihayetinde kararlar oy birliği ile alınıyordu.

Kabileler arası ihtilaflarda ise kabileler arası kurulan ittifaklar ve güç dengeleri rol oynuyordu. Her kabile üyesinin; kabilesinin gücü ve ittifaklarına görece dokunulmazlığı vardı. Anlaşmazlıklar insan kaynaklarını kurutacak şekilde bir kan davasından ziyade kısasa kısas şeklinde gideriliyordu. Bu durum herhangi bir kabile üyesi olan biri için yeteri kadar güvenli bir çevre sağlıyordu. Taraf olmayan yani herhangi bir kabileye dahil olmayan, bir kabilenin korumasını almayan kişiler için ise güvenliğini sağlayan herhangi bir devlet olmadığı için yaşam zordu. Baskın ve soygun dışında geçim kaynağı da yoktu. 

Hz.Muhammed döneminde Mekke'nin iki güçlü klanı Umeyye ve Haşimi'lerdi. Hz. Muhammed ölmeden önce babasını 6 yaşında da annesini kaybettiğinde o zamanlar Haşimi kabilesinin başında bulunan dedesi Abd'al Muttalib Hz.Muhammed'i korumasına aldı. 2 sene sonra Abd'al Muttalib te hayatını kaybedince bu sefer Haşimilerin başına Hz.Muhammed'in babasının  aynı anneden doğma kardeşi Ebu Talip geçti ve Hz.Muhammed amcasının himayesinde yaşamaya devam etti. Hz.Muhammed İslam'ı tebliğ etmeye başladığında, kabe'yi elinde bulunduran ve her sene gelen hacılardan iyi bir gelir elde eden Umeyye kabilesi bundan rahatsız olsa da bir süre Ebu Talib'in koruması ve yukarıda bahsettiğimiz kabile düzeni sebebiyle Hz. Muhammed'e dokunamadılar. Ticaret yapmama ve alay etmenin ötesinde bir baskı kuramıyorlardı. Tabii herhangi bir kabileye dahil olmayan ilk müslüman köleler ve kimsesizler çeşitli şiddet eylemleri ile de karşılaşıyorlardı. İlginç not, Hz.Muhammed'e koruma sağlayan amcası Ebu Talib hiç bir zaman Hz.Muhammed'e iman etmemişti. 

Ebu Talib hayatını kaybettiğinde Haşimi kabilesinin başına Ebu Lahab geldi. Başlarda Hz.Muhammed'i koruması altında tutsa da sonrasında Hz.Muhammed'in tüm inanmayanlar gibi Amcası Ebu Talib ve dedesi Ebu Muttalib'inde birer günahkar olduğunu söylemesi neticesinde Hz.Muhammed'i ve 100 kadar mümini savunmasız bıraktı. Burada yine kabile sisteminin gücünü görebiliriz. Muhtemelen Ebu Lahab'a göre İslam'a aidiyeti kabile asabiyetinin önüne koyması sebebiyle kabile birliğini ilk bozan Hz.Muhammed'di. Netice'de Hz. Muhammed ve müminler 622 yılında Medine'ye göç ettiler. 

Muhammed, Medine'ye geldiğinde Medine'de Yahudi aşiretleri, putperest Arap aşiretleri bulunuyordu. Göç eden Mekkeli Araplar ise yoksuldu. Ancak kısa zamanda Muhammed'in tek tanrı inancı ve yükselen gücü birkaç putperest aşireti kendi tarafına çekmeyi başardı. Ancak cemaatin hayatta kalabilmesi ve dokunulmaz olabilmesi için mevcut siyasi ortama uygun bir şekilde bir kabileye dahil olması gerekiyordu. 

Hz.Muhammed kimi kaynaklara göre Bedir savaşından önce kimilerine göre de bir kısmı (müslümanlar ile ilgili olan kısmı) Bedir savaşından önce diğer kısmı (yahudiler ile ilgili olan kısmı) Bedir savaşından sonra olmak üzere, tamamen müminlerden oluşan bir kan bağına dayanmayan süper kabileyi Medine Vesikası adı verilen bir çeşit anayasa ile kurdu. Vesika incelendiğinde aslında kabileler için normal ve doğal olan kimlerin himaye altına alınabileceği kimlerin alınamayacağı, kabile mensuplarından birine bir saldırı olduğundan nasıl davranılacağı vb. bir çok kuralın yazıya döküldüğü görülür. Kan bağı ile nesiller boyunca işlenmiş ve gelişmiş kabilelerin karşısına, kan bağına ve tarihe dayanmayan anayasal bir süper kabile çıkmıştı. 

Vesikayı dolayısıyla süper kabileyi mevcut diğer kabilelerden ayıran en önemli madde ise 

"42. Bu yazıda adı geçen kimseler arasında meydana gelmesinden endişe edilen anlaşmazlık ve öldürme vak‘alarının Allah'a ve resulü Muhammed'e arzedilmesi gerekir. Allah bu sahîfeye en iyi riayet edenlerle beraberdir."'di

İşte bu madde İslam devletinin kuruluşu sayılabilir çünkü bundan sonra anlaşmazlıklar konuşarak tartışarak ve ittifaklar ile çözülmeyecek; devletin şahsında toplandığı Hz.Peygamber tarafından çözülecekti.

Not: İslam hemen hemen başından beri siyasi bir teşkilatlanma için doğmuştur ümmet; Cemaat ve devletin bir araya gelmesinden oluşuyordu. Hristiyanlık sa bu ikisi ile bağlantılı olarak ortaya çıkmıştı insanlar inananlar olarak kiliseye bağlıydılar ve rahipler tarafından idare ediliyordu ancak vatandaş olarak da Roma imparatorluğu'na bağlıydılar ve Sezar tarafından yönetiliyorlardı. Sezarın hakkı sezara tanrının hakkı tanrıya.

622 Yılında Dünyada Hâkim Devletler

Islamic State
622 — 1258
Wessex
519 — 1066
Byzantium (Eastern Rome)
330 — 1453
Earth
MÖ 2147483648 — 2037

Bu Dönemde Yaşayan Yazarlar

Homer
MÖ 850 – ?
Hellen

Aynı Çağdan Diğer Olaylar