Marathon Savaşı; Avrupa'nın doğum gözyaşları…(J.F.C. Fuller)
Cyrus the Great'ten sonra Persler fetihlerine devam ediyorlardı. Doğuda Hindistandan Batıda Akdenize kadar ulaşan bir coğrafyada hüküm sürmekteydiler. İmparator Darius döneminde fetihler hız kazanmış ve Yunanistan'a kadar dayanmıştı.
Pers ordusunun temelinde Pers İmparatorluğunun iki temel etnik grubu Persler ve Medesler bulunuyordu. Pers ordusu, iyi eğitimli ve donanımlı askerleri, ayrıca yüksek motivasyonu ile MÖ 5. Yüzyılın yenilmez efsanevi ordusuydu.
Persler sonradan İonya denecek olan Ege ve Trakya'ya geldiklerinde bölgede bulunan Yunan kolonileri Perslere sadakat yemini ettiler fakat Pers yönetimine ve hakimiyetine girmek istemiyorlardı
Darius Tuna yakınlarında İskitler ile girdiği bir savaşta Tuna üzerindeki köprüyü ikmal yolu olarak kullanıyordu ve buranın güvenliğini de arkasında kalan yunan kolonilerine bırakmıştı. İskitler Darius'u geri püskürtmeyi başarınca köprüden Tunanın diğer tarafına geçmek isteyen Darius bir süprizle karşılaştı. Miltiades adında bir yunan lider köprüyü yıkmış ve Persleri Tuna ile İskitler arasına sıkıştırmıştı. Bu bozgundan kurtulan Darius intikam yemini etti. Miltiades ise Atina'ya döndü ve Atina'da politika yapmaya başladı.
Bu sırada Atina'da bulunan tiran Hippias, Cleisthenes tarafından tahttan indirilmiş ve Pers İmparatorluğuna sığınıp sarayda görev almıştı. Cleisthenes ise Atina'da cumhuriyet ilan etmişti. Ne var ki aristokratlar bu durumdan rahatsız olmuş ve Sparta'dan yardım istemişlerdi. Sparta'lılar kısa süreliğine Cleisthenes'i ve cumhuriyeti devirseler de, Cleisthenes tekrar cumhuriyeti ilan etmeyi başarmıştı.
Ege kıyılarında ise yunan kolonileri Pers'lere karşı ayaklanmış ve destek istiyorlardı. Tüm yarım adadan sadece 20 gemi ile Atina ve 5 gemi ile Eritria destek göndermiş fakat bu bile Pers'lerin bölgedeki en büyük şehri Sardis'i yağmalamalarına yetmişti. Bu Darius'un Atina'ya saldırması için ikinci bir nedendi.
Darius'un gönderdiği ordu yeterince büyük ve ürkütücüydü. Atina kuzeyinde bulunan Makedonya krallığı Darius'a sadakat yemini etti ve ordunun topraklarından geçmesine izin verdi. Atina'ya kuzeyden giden yol açılmıştı. Darius generali Datis'i ve eski Atina tiranı Hippias'ı bir gemi ile Atina'ya ve çevre şehir devletlerine gönderdi. Atina başta olmak üzere bir çok şehirde bulunan Pers hakimiyetini çare olarak gören halkın ayaklanmasını istiyorlardı. Hippias ise Atina'ya Pers valisi olarak geri dönecekti. Dönemin efsanevi ordusu ve karşısında küçük şehir devletleri.
Datis komutasındaki Persler öncelikle Eritria'yı kuşattılar. Atina ordusu Eritria'ya yardıma gelirse, bir atina ordusunu açık alanda yakalamış olacaklar iki isterlerse es geçip doğrudan savunmasız Atina'ya saldırabileceklerdi. Atina 10.000 kişilik ordusunu Marathon körfezine gönderdi ve yüksek bir düzlükte mevzilendi. Karşısındaki Pers ordusu 12.000 kişilikti. 9 gün boyunca herhangi bir çatışma olmadan beklediler. 9. Gün Eritria'nın düştüğü haberi geldi, Eritria'dan çıkacak Pers ordusunun desteğe gelmesi artık an meselesiydi. Atina'da bir grup bayramları olduğu için savaşmayan Sparta'lıların gelmesini bekleyelim derken Miltiades ve destekçileri hemen saldırmaları gerektiğine inanıyorlardı. Sonunda 1 oyla Miltiades'in dediği oldu ve savaş başladı.
Bölgenin bataklık oluşu ve Pers süvarilerinin kuzeyde oluşu ki Atinalıların süvarilere karşı koyacak bir birliği yoktu, Miltiades'e bir şans veriyordu. Miltiades kanatlardan yapılacak ani ve hızlı bir baskınla Persleri yenebileceğini planladı. Normalde 8'er kişilik sıralarla oluşturulan Phalanx birliklerini merkezde 4'er kanatlarda ise 12'şerli olarak hazırladı ve hücum emrini verdi. Perslerin en güçlü birliklerinden okçu birliklerini hızlı ilerleyerek geçmeyi başaran yunanlılar Perslerin piyadelerine ulaşmayı başardı. İlk önce merkezden delinselerde kanatlardan gelen baskı ve onu takip eden merkezin kontr atağı Pers ordusunu süvariler gelemeden yenmelerini sağladı. Heredotun anlattıklarına göre o gün 6400 Persli ve 7 gemi yok edilirken sadece 192 yunanlı hayatını yitirdi.
Fakat savaş bitmemişti, Datis ve emrindeki gemiler ayrıca Eritrea'dan çıkan gemiler Atina'ya doğru yol almaya başladılar. Atina'lılar ise vakit kaybetmeden şehirlerine döndüler. Persler ertesi gün Atina ordusunu şehirde gördüğünde çekilme kararı aldılar ve ülkelerine geri döndüler.
Efsaneye göre savaşın başında Sparta'dan yardım istemek için 2 gün de 240km yol yapan Pheilippides yolda Pan ile karşılaşır. Pan ona Atina'lıların kendisini neden onurlandırmadığını sorar, Pheilippides ise bundan sonra kendisini onurlandıracakları sözünü verir. Bunun üzerine Pan, Marathon savaş alanında Pers saflarında belirmeye ve Perslerin korkmalarını ve kendini bilmez hallere girmelerini (PANİK) sağlar.
Pheilippides yine Marathon zaferini haber vermek için 40 km uzaktaki Atina'ya koşmuş ve Atina'da ölmüştü. Pheillippides ve Yunanlıların bu 40 km'lik koşusu 1896 yılında Michel Breal tarafından modern olimpiyat oyunlarında hatırlanmak üzere 42 km'lik koşuya isim olarak verilmiştir. Modern zamanların Marathon koşusu Pheilippides'in bu efsanevi koşusunun bir hatırasıdır.
Persler 10 yıl sonra bu sefer Xerxes ile Yunanistan'ı istila etmeye gelmişler fakat Salamis'te çok daha ağır bir yenilgi alarak evlerine dönmüşlerdi. Marathon muharebesi Yunanlara müthiş bir özgüven vermiş geleceğe umutla bakmalarını sağlamıştı ve önlerinde uzanan 300 yıl boyunca Batı Kültürünü inşaa etmeye başlamışlardı.